Yeni açılan ve kalıcı olacağına inandığımız
ogame strateji oyunumuz birçok özellik ile aktif
olmuştur.Normal ogame’e göre;
Genel Hiz : 1000 kat
Filo hizi : 100 kat
Maden hizi : 1050 kat daha fazladır.Sizide oyunumuza bekliyoruz.OGAMEKOLIK
Hepimizin bildiği gibi Dağhan Külegeç 12 Ağustos Perşembe günü Kavak Yelleri ‘ne dönüyor.
Kavak Yelleri fanlarında bir heyecan oldu ve Dağhan Külegeç Forumlarındaki Kavak Yelleri ‘ne olan öfke bitti.
Belki aramızda bilmeyenler vardır, nedir bu öfke derseniz; Dağhan Külegeç fan sitelerinde Kavak Yelleri ‘ni izlememe kampanyası başlatılmıştı. İlk olarak Daghankulegec.net başlatmıştı. Hedeflerine ulaştılar, kapılarını tekrar Kavak Yelleri ‘ne açtılar:).
Artık Dağhan ‘ın fan sitelerinde de Kavak Yelleri ‘ni takip edebileceksiniz. Bildiğiniz gibi Türkiye ‘nin ilk ve en büyük Dağhan Külegeç Fan Sitesi olan Daghankulegec.net, yeni tasarımı ile sizlerle. Sizlerinde katkısı ile gün geçtikçe büyüyen sitemiz, sürekli yenileme yolunda ilerleyecektir. Hepiniz davetlisiniz sitemize…

2010- KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı)’de, kamudaki A grubu kadrolara girişte önemli KPSSP1, KPSSP2 ve KPSSP3 başta gelmek üzere 59 puan türünde 100 tam puan alarak Türkiye birincisi olan Ankara Sınav Akademi öğrencisi Mehmet Said Pak’ın hedefi Sayıştay veya Dışişleri Bakanlığı’ndaçalışmak.
İlk kez girdiği KPSS’de üstün başarısergileyen Mehmet Said Pak, başarısının sırrını, “Hocalarımın verdiği programa uymak, planlı ve düzenli çalışmak” diye açıkladı.
Mehmet Said Pak, Boğaziçi Üniversitesi İktisat bölümünden geçen yıl (2009) mezun olduğunu ve KPSS’ye ilk kez girdiğini belirterek, “Niye KPSS’ye girip devlet kurumlarında çalışmak istediği” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Mezun olduktan sonra özel sektörden iş teklifi geldi ama benim hedefim kendi bölümüm ile ilgili devlette çalışmaktı. Arkadaşlarım özel sektörde işe başladı ben de hedefim için çalışmaya. İşsizlik kötü bir psikoloji ama hayallerim farklı… Boğaziçi de hayalimdi gerçekleştirdim. Sayıştay veya Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmak istiyorum. Aslında, SPK veya BDDK gibi kurumlarda da çalışmak isterim. Hayalim, kendi bölümümle ilgili saydığım bu kurumlardan birinde çalışmak ve bürokraside yükselmek.”
10-11 Temmuz’da 1 milyon 370 bin 565 adayın katıldığı KPSS’de, Genel Yetenektestinden 60’da 60 doğru çıkaran, bir sorusu iptal edilen Genel Kültür testinden de 60’da 59 doğru yapan ve Yabancı Dil’de 60 sorudan 48’ini doğru cevaplandıran Mehmet Said Pak, başarılı olmanın formülünü, “Öngörülen programa A’dan Z’ye uydum. Planlı ve düzenli olarak haftada 6 gün, günde 8 saat çalıştım. Sadece Pazar günlerini tatil ilan ettim.” diye özetledi.

YÖK Başkanı Özcan’ın oğlu Ömer Baran Özcan, TOBB ETÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümününde okuyacak. Baran Özcan ikinci tercihine yerleşti.
Baran Özcan sınav sonrası yaptığı açıklamada. “Elimden geleni yaptım. Zor sorular da vardı tabi, kolay sorular da. Sınav, beklediğim gibiydi. Zor sorular vardı tabi. Türkçe daha zor geldi bu sınavda. Matematik daha kolaydı. Tam tersini bekliyordum ama beklediğimin dışında çıktı” demişti.

Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü’nden (YURTKUR) yapılan yazılı açıklamada, 2010-2011 öğretim döneminde ÖSYM sonuçlarına göre ilk defa bir yükseköğretim programına yerleştirilen öğrencilerden YURTKUR yurtlarında barınmak, burs, öğrenim, katkı kredisi almak isteyen öğrencilerin başvurularının 16-25 Ağustos 2010 tarihleri arasında yapılacağı bildirildi.
Buna göre, başvurular YURTKUR’unwww.kyk.gov.tr internet adresinden yapılacak.
Yurt başvuru sonuçları 30 Ağustos 2010 tarihinde açıklanacak. Yurt kayıtları ise 31 Ağustos-17 Eylül 2010 tarihleri arasında alınacak. Yurtlar, 13 Eylül 2010 tarihinde hizmete açılacak.

Kentel NTV’de yayınlanan programda üniversitelerin bilim özgürlüğünden nasibini alamadığını şu sözlerle dile getirdi:
Türkiye’de üniversiteler biz bilim yapıyoruz derler ama. Üniversitelerimizin hali maalesef içler acısı… Tıpkı bir memuriyet gibi sabah 08.00 akşam 17.00′de gidip gelinen, ay başı maaşları alınan ve birtakım ezberlenmiş derslerin tekrar edildiği ve öğretim üyelerinin kendilerini çok fazla geliştiremedikleri yerlere dönüştü. Bunun tabi çok fazla sebepleri var. Öncelikle bir zihniyet problemi olabilir, Türkiye’de sosyal bilimlere gerekli önemin verilmeyişinden kaynaklanıyor olabilir. Ekonomik meseleler bütçe meseleleri olabilir vesaire. En temel olarak kafamızdaki vesayetçi anlayışı söyleyebilirim.
KÜRTLER’İN TÜRK OLDUĞU ARAŞTIRILSIN
Kentel 1990′lı yıllarda çalıştığı Marmara Üniversitesi’ne gelen çok ilginç bir tamimden bahsetti:
Üniversitelere dünya kadar tamim, bildirge gibi şeyler gelirdi. Örneğin ‘üniversitelerde Kürtler’in Türk olduğuna dair araştırma yapılsın’ denirdi. Şimdi bu yukarıdan verilecek emirle olabilecek bir şey mi? Bir öğretim üyesi mesleğinde kalmak istiyorsa böyle bir tamim karşısında ’madem öyle bir yerlerde bulayım’ diye düşünebilir…
Prorgramın bir başka katılımcısı Tarhan Erdem’in “ Yeni bir tamim mi bu?” sorusuna Kentel şu yanıtı verdi:
Yok yok yeni değil. Bu Ben 15-20 sene önce 1990′la 1999 arası olması lazım Marmara Üniversitesi’ne gelmiş olan bir kağıt. Gerçek bir belgeden bahsediyorum.
Tarhan Erdem Bunu hangi kurum istiyor?
Şu anda hatırlamıyorum ama Milli Eğitim Bakanlığı veya YÖK’ten gelmiş olabilir. Hatta çok da komikti. Üzerinde ‘gizli’ ibaresi vardı ve panoya asılmıştı.

Doğu Anadolu’nun kalkınma çaresizliği yaşayan şehirlerinden Bitlis’e giderken, heyecan daha uçakta başladı.
Havalandık, hemen sonra da Ahmet Eren ve Hüseyin Gencer gibi bizleri karşılayan Bitlis kökenli işadamları arasında bir “BETAV” sohbeti başladı.
18 yönetim kurulu ile toplam 600 civarında üyeye sahip BETAV’ın ne olduğunu anlattılar. Açılımı Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı’ydı. Bitlis’ten küçük yaşlardan itibaren İstanbul, Bursa ve başka kentlere göçüp, okuyan, elleri ekmek tutan çoğu işadamı olan üyeler, 23 yıl önce memleketlerini geri kalmışlıktan kurtarmak için BETAV’ı kurmuşlardı.
Fikir ise eski vali Mustafa Yıldırım’dan çıktı.
Kalkınmanın anahtarı eğitim oldu. Bir yandan okullar yapılırken, bir yandan da 3 bin civarında başarılı Bitlisli öğrenciye burs verdiler.
120 MİLYON DOLARLIK YATIRIM
Bu seferberlik, meyvelerini bu yılki üniversite sınav sonuçlarında verdi.
Türkçe- Sosyal kategorisinde ÖSYM listesinde ilk 1000′e giren öğrenciler arasında 50 Bitlisli genç, öne çıktı. Türkçe-Sosyal’in şampiyonu Bitlis oldu.
Gazeteler, haberi “Bitlis, Türkçe öğretiyor” diye verince, BETAV’ın üyeleri havalara uçtular. Kabuk kırılmıştı.
Muş Havaalanı’na inip, Bitlis’e gidince gördük ki, BETAV’ın okulları kentin en güzel binalarıydı. Vakıf, Ahmet Eren’in kurduğu üniversite de dahil, şehre tam 9 eğitim kompleksi kazandırmıştı. 2015′e kadar da 120 milyon dolarlık yatırım planlanıyordu.
STAJ VE İŞ GARANTİSİ
Gezimiz sırasında üniversite ile bir protokol imzalandı. Vakıf Başkanı Ahmet Eren, bursiyerlere staj ve iş verme olanağı sağlanacağını açıklarken, her öğrencinin de kenti yeşillendirmek için bir ağaç dikeceğini söyledi.
Protokolle, Bitlis’in tarihi yapılarının da restorasyonu yapılacak, tüm ülkede yaygın Bitlis diyasporası da elle tutuşacak.
8 Ağustos, Bitlis’in Rus işgalinden kurtulduğu gündü. Bizler, Bursa’da yaşayan girişimci ve uluslararası icat şampiyonlarından, BETAV Başkan Yardımcısı Nezir Gencer’in annesi adına yaptırdığı Necibe Gencer Kız Meslek Lisesi’ni açtık. Vakıf üyesi yüzlerce işadamı ve konuk yanında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da katıldı. Çubukçu, geçen yıl 8 Ağustos’ta yine burada okul açtı. Bu kez, 3 milyon liraya mal olan, 16 derslikli, 500 kız öğrencinin okuyacağı, 83 günde tamamlanarak, rekora da imza atan Gencer’in okulunu açarken, “Bitlis, BETAV’la bir model yarattı ve makus talihini yendi, gençler, üniversite sınav başarılarıyla çok güzel mesajlar verdiler. Şimdi sıra öteki komşu illerde” dedi.
Nezir Gencer, öyle duygulu, öyle müthiş bir konuşma yaptı ki, gözlerimiz yaşardı. 9 çocuk büyüten annesi Necibe Gencer’in özverili hikâyesini anlattı. Gencer, Çubukçu’ya bir sorunu da aktardı ve “Gelen öğretmenler, burada durmuyor, tayin isteyip gidiyorlar. Bu durum kaliteli, sürdürülebilir eğitimi aksatıyor. Öğretmenleri teşvik etmek için en azından lojman sorununu çözmek için adım atılmalı” dedi.
TEMEL EĞİTİM 12 YILA ÇIKIYOR
Büyük güvenlik tedbirleri altında yapılan açılıştan sonra Polis Evi’nde verilen akşam yemeğinde Bakan Çubukçu ile özel bir sohbet yaptık.
Çubukçu, özellikle kızların okuması, meslek liseleri ve zorunlu temel eğitimle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Çubukçu’ya açıkça sordum, “Anlattıklarınızla 8 yıllık temel eğitim, size yetersiz görünüyor. Süreyi artıracak mısınız?”
Şu cevabı verdi: “Gençler ve çocukların çok daha kültürlü ve uygar yetişmeleri için zorunlu temel eğitimi, 12 yıla çıkarmayı planlıyoruz. Bunun için altyapı ve gerekli hazırlıkları yapıyoruz. Özellikle 8 yıllık ilköğretimden sonra eğitimden kopan kızlar için zorunlu 12 yıllık eğitim önemli olacak.”
SANAYİCİLERE ARA ELEMAN MESAJI
Çubukçu, sanayicilerin ve iş dünyasının meslek liselerini, kendileri için ara eleman yetiştiren kurumlar olarak görmesine de tepkiliydi. Almanya hariç öteki AB ülkeleri, ABD’den başlayan proje bazlı eğitime önem verirken, genç nüfusa sahip Türkiye’nin de bu çizgide yeni bir modele ihtiyacı vardı.
Çubukçu, özetle şöyle dedi: “Sanayicinin, illa da ara eleman demesinden rahatsızım. Görevim sanayiye ara eleman yetiştirmek değil. Onlar da ellerini taşın altına koyacak. Meslek liselerinde süre uzun. Oysa öğrencinin belli bir düzeyde sosyal bilimler, matematik eğitimi alması gerekiyor. Almanya, eğitimde erken yönlendirilme nedeniyle AB Komisyonu’ndan sürekli uyarı alıyor.”
Çok ses getireceğini düşündüğüm bu sözlerin yanında Çubukçu’yu en çok üzen konu, kızların eğitimden kopması. Geçen yıl, Türkiye genelinde 312 bin civarında ilköğretimi bitiren kız öğrenci, okul yerine evde oturuyor.
HAREM-SELAMLIK YOK
Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde kız çocuklarının orta öğretime devam oranının artırılması için gerekirse belli bölgelerde sadece kızlar için okul açılması taraftarı olduğunu da belirten Çubukçu, kendisini, “Harem – selamlık eğitim istiyor” diye eleştirenlere de şu cevabı verdi: “İzmir’de özel bir araştırmada, kızların ailelerinin karma eğitim nedeniyle okula gönderilemediğinin tespit edildiği ortaya çıktı. Henüz hazırlığımız yok ama kızlar okusun diye geçici önlem olarak ayrı okul açmaya varız.”
Bitlis izlenimlerim böyle, devamı da olacak.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB), ”SBS’de Yanlış Puan Şoku” haberine ilişkin yapılan açıklamada, ”Yazıda belirtilen durum, adı geçen okulda ve aynı sınıfta eğitim alan kaynaştırma öğrencilerinin varlığından kaynaklanmaktadır” denildi.
MEB’den, ”SBS’de yanlış puan şoku”haberine ilişkin yapılan açıklamada, söz konusu haberde, ”başarısız öğrenciye yüksek puan verildiği, aynı okulda ve aynı sınıfta iki farklı ‘en yüksek yılsonu başarı puanı’nın var olduğunun belirtildiği” ve ”bunun vahim bir hata olduğu” ifade edilerek bakanlığın haksız yere ağır bir suçlamayla itham edildiği belirtildi.
Açıklamada, ”Ancak, ilgili yazar ve haberde adı geçen dershane yetkilileri Orta Öğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi Yönergesi ve E-Başvuru Kılavuzunu önceden okumuş olsalar idi, bu durumun kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin varlığından kaynaklandığını öğrenmiş olacaklardı” denildi.
Kaynaştırma öğrencilerinin, öğrenme güçlüğü çeken, özel eğitim hizmeti alan ve akranlarıyla birlikte aynı sınıflarda sosyalleşmeleri hedeflenen, diğer öğrenciler içinde yer aldıkları halde, sınav sonuçları onlardan ayrı bir grup olarak değerlendirilen öğrenciler olduğu belirtildi.
MEB’in, öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler ile diğer öğrencilerin haklarını ayrı ayrı koruduğu belirtilerek, yazıda belirtilen durumun da adı geçen okulda ve aynı sınıfta eğitim alan kaynaştırma öğrencilerinin varlığından kaynaklandığı vurgulandı.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
”Özetle, yılsonu başarı puanı, kaynaştırma eğitimi alan öğrenciler için farklı hesaplanmaktadır. Söz konusu durum, Orta Öğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi Yönergesi ve E-Başvuru Kılavuzu hükümlerinde de açıkça yer almaktadır. Ancak, köşe yazarı ve dershane yetkililerinin yönerge ve kılavuzu dikkate almadan, puanlamayı kamuoyuna hata ve yanlışlık olarak yansıtmaları velilerimizin endişeye kapılmalarına neden olmuş, Bakanlığımızın da kamuoyundaki itibarına zarar vermiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı, kaynaştırma eğitimi gören öğrencilerimizin bilgilerini, onların psikolojik durumlarını göz önüne alarak, herhangi bir olumsuzluğa maruz kalmamaları için açıklamama konusunda hassas davranmakta ve sınav sonuç belgelerinde de bu hususun belirtilmesini uygun bulmamaktadır.
Ne yazık ki ilgili köşe yazarı aynı hassasiyeti göstermeyerek söz konusu öğrencilerin durumunu eğitim gördükleri okulla temasa geçerek açıklığa kavuşturmak yerine, tüm velileri şüphe ve tereddüte düşürecek bir yayını tercih etmiştir.”

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, “Türkan Saylan da bunu önerdiği zaman tepki gösterilmiyordu” diye konuştu.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında kız ve erkeklerinayrı okullarda okuduğunu belirten Bakan Çubukçu, “Bu meseleyi çağdaşlık, çağ dışılık, harem- selamlık olarakdeğerlendirmek her şeyden önce eğitim planlaması açısından bilimsel değil. Ben buna prensipte karşı olmadığımı açıkça ifade etmek istiyorum” dedi.
Uçakla Muş’a gelen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu Vali Erdoğan Bektaş, Belediye Başkanı Ak Parti’li Necmettin Dede, kamu kuruluş temsilcileri, ve çok sayıda kişi karşıladı. Bakan Çubukçu, havaalanında kız ve erkek öğrencilerin ayrı okullarda eğitim görmesi konusunda plan olup olmadığını soran gazeteciye sürekli aynı soruyla karşılaştığını söyledi.
CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDAN İTİBAREN UYGULANDI
Bakan Çubukçu, İzmir’de bilim insanlarının da katıldığı çalıştay yapıldığını belirterek, şöyle dedi:“Bu tür öneriler her zaman yapılıyor. Özellikle belli bölgelerde kız çocuklarının okullaştırılması açısında eğitim- öğretimin orta öğretimde ayrı planlanması konusunda öneriler her zaman yapılıyor. Türkan Saylan da bunu öneriyordu. O zaman ona tepki gösterilmiyordu ama Milli Eğitim’in benimsediği ve yürürlüğe koyacağı politika olarak sunulması ve ‘Milli Eğitim’i böyle düşünüyor’ diye sunulması hatalı. Ama bunun savunulabilir bir görüş olduğunu ben söylüyorum.
Özellikle belli bölgelerde orta öğretimde kız çocuklarının okullaşmasının teşvik edilmesi konusunda önemli buluyorum. Geldiğimiz bölgede Türkiye genelinde kız çocuklarının orta öğretimde okullaşma oranı yüzde 65′ken burada yüzde 24. Yani siz şimdi bölgesel faktörleri tamamen göz ardı ederek eğitim planlayamazsınız. Eğitimin planlanması veya böyle tedbirlerin önerilerin yerine getirilmesinde uygulanmasında doğrusunu isterseniz sakınca görmüyorum. Kız öğrencilerin bir okulda, erkek öğrencilerin bir okulda okuma uygulaması Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren uygulanmış bir proje. Dünyanın her yerinde uygulanan bir proje. Bu önerinin de bu kadar mesele yapılacak bir yönü olduğunu düşünmüyorum açıkçası.”

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, meteorolojinin, ABD’de geleceğin ilk 10 mesleği arasında sayıldığını bildirdi.
Kadıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, tercihdönemi olan bugünlerde gençler, veliler ve öğretmenlerin işinin oldukça zor olduğunu ifade etti.
Bu yaştaki gençlerin, hayatına yön verecek büyük bir karar vereceğini belirten Kadıoğlu, şunları kaydetti:
”Dershaneler ya da bazı kurum ve kuruluşların yıllar önce hazırladığı meslek tanıtım kılavuzları da yetersiz, eski ve eksik.Şu an Türkiye’nin hem özel hem de kamu sektöründe büyük bir meteoroloji mühendisi açığı var. Meteoroloji mühendisleri şu anda THY’de uçuş hareket uzmanı olarak çalışıyor ve THY’de pilot adayı olarak da kabul edilen birkaç mühendislik dalı arasında yer alıyor. Meteoroloji, ABD’de geleceğin ilk 10 mesleği arasında sayılıyor. Meteoroloji mühendisliği, yüksek teknolojiye ve bilgiye dayalı, çok temiz ve güvenli iş ortamlarınasahip. Meteoroloji mühendislerinin yaptığı hava öngörüsü, ölçüm ve gözlemler, iklimdeğişimi, hava kirliliği, güneş ve rüzgar enerjisi, uzay havası, hidroloji, tarım ve orman, havacılık ve deniz meteorolojisi gibi konulardaki çalışmalar, insanlığın bugün karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardır.”
Kadıoğlu, meteoroloji mühendisliği okuyanların iş konusunda sorun yaşamayacağını bildirdi.
